Nefret

  • Erdem sıkıcı hale geldiğinde, kötülüğün cazibesi artar – Terry Eagleton
  • Erdem, fazilet, dürüstlük, ahlak, etik, itibar, muteberlik isanın ömür boyu ekmeğini yiyeceği sermayeleridir.
  • Amacına ulaşmamış bir nefret şiddete yönelik bir kapı aralar.
  • Aile içi şiddet önce sevgisizlik olarak başlar, sonrasında nefrete dönüşür ve sonucunda da şiddete evrilir.
  • Kimse, birisinin derisinin rengi, dini yüzünden nefret etmeyi bilerek doğmaz. Nefret öğrenilir. – Nelson Mandela
  • Kendi düşünce ve yargısını geliştirme kapasitesi hiç bulunmayan, başkalarının görüşlerini tekrarlayan kimselerin konuşmasına izin vardır sadece. Üstelik bu kişiler söz konusu düşünceleri savunurken alabildiğine gayretkeş, bir o kadar da hoşgörüsüzdür çünkü farklı düşünenlerden nefret etmelerinin nedeni onların bir görüşü savunuyor olması değil, kendi fikir  ve yargılarını oluşturmaya kalkışmalarıdır. Oysa kendileri böyle bir şeye asla girişebilmiş değillerdir ve aslında bunun da farkındadırlar. Kısacası düşünebilenler çok azdır ama herkes fikir sahibi olmak ister. - Arthur Schopenhauer
  • Nefretin kökeni sevilmemişliktir. Birilerine ya da bir şeye karşı bir nefretiniz varsa öncelikle bunun altında kendi sevilmemişliğinizi aramanız gerekir. Örneğin birisi bir konuda başarılı olmuştur. Bu yüzden ona karşı bir nefret besliyorsunuzdur. Büyük ihtimalle bu nefretin altında kendi hayatınızda yürüttüğünüz başarıya yönelik çabaların takdir ve karşılık görmemesi yatmaktadır.
  • İnsan kendinden nefret ederse birini sevebilir mi? Kendi kalbi ile barışık olmazsa başkalarıyla iyi geçinebilir mi? Kendi varlığından canı sıkkın ve yorgun ise topluluğa hoşluk getirebilir mi? – Erasmus.
  • Sen ne söylersen söyle, söylediğin karşındakinin anladığı kadardır.- Mevlâna Celalettin Rumi
  • Ne kadar iyi, ne kadar mükemmel olduğunun hiçbir önemi yok, ilk hatanda dünyanın en kötü insanı sen olacaksın. - Charls Bukowski
  • Haklı ve haksız, iyi ve kötü olmayınca, norm ve kurallar da yoksa herkes tutkularını ötekileriyle yarıştırır ve amaca ulaşmak için her yolu, her zoru mübah görür. Dolayısıyla doğal hal, sabit bir endişe barındırır ve insanı sürekli gizli ya da açık kendine benzeyenlerle çatışma ilkesine sokar. Sonu gelmez bir açgözlülük, sınırsız bir tamahkarlık, insanın kaçınılmaz olarak rekabetin yanısıra komşusundan çekinmesine neden olur. Kavgaları ise güvensizlik ve şan şöhret arayışı yaratır. Bunun için herkes birbirine diğerinden daha önce saldırmak zorundadır. Bu yüzden ‘’İnsan insanın kurdudur’’  - Thomas Hobbes
  • Sevgi beklentilerden beslenir, karşılığını bulamaz ise nefrete dönüşür.
  • Modern insan kendi yaptıklarının sonucunda, failin kendisi olduğu dünyada ciddi düzeyde güvenlik problemi  yaşar hale geldi. İnsan, sebebi olmakla övündüğü modernite ile yalnız ve ürkmüş bir hale geldi. Çünkü modernite bireysel ve toplumsal hayatın, binlerce yılın tecrübelerine dayanan dengesini bozdu. İnsana sıcak, güvenlikli, itibarlı sığınak olan dini, ahlakı, toplumsal değerleri yerle bir etti.  Bazılarının bireysel ve toplumsal hayatla bağlarını yok ederken bazılarınınkini ise zayıflattı. Böylelikle insan sığınaksız kaldı. Ama modernite bununla da kalmadı. Bireysel ve toplumsal hayatı kısıtlanma, engellenme ve çatışmalarla doldurdu. Örneğin; zamanı, insanın fiziksel sınırlarını son derece zorlayacak, insanın doğal ihtiyaçlarını göz ardı edecek şekilde küçük birimlere böldü.  Bunun sonuucu olarak da tüm hayatı adeta mayınlı araziye çevirdi. Örneğin eğer karnınız ağrıdığı için sabah herzamankinden iki dakika geç çıkarsanız, her zaman kullandığınız metro veya otobüse yetişemezsiniz. Bu işinize gecikmeniz demektir. İşinize gecikmeniz patronunuzun sitemi ve öfkesiyle, müdürün soruşturma açmasıyla karşı karşoya kalmanız, çalışma sicilinizin bozulması demektir. Veya evden iki dakika geç çıkmanız, uçağı kaçırmanız ve böylelikle önemli bir yolculuğa çıkamamanız demektir. Bu sebebledir ki metroya uçağa otobüse trene yetişememenin gerilimi modern insanın rüyalarının değişmeğen konularından birisi olup çıkmıştır. Özellikle modernitenin beşiği olan büyük kentte yaşayıp da bir şeye yetişememe ulaşamama temelli rüya görmeyen yok gibidir.  - Celalettin Vatandaş
  • Üzgünüm ama bir İmparator olmak istemiyorum. Bu iş bana göre değil. Artık kimseye hükmetmek ya da bir yeri fethetmek istemiyorum. Yahudi, zenci, beyaz fark etmez; imkanım olan herkese yardım etmek istiyorum. İnsanlar böyledir; hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz. Etrafımızdakilerin sefaletiyle değil, mutluluğuyla yaşamak isteriz. Dünyada herkese yer var; O zengin ve herkese yeter. Özgürce ve güzellikler içinde yaşayabiliriz. Ama yolumuzu kaybettik. Açgözlülük ruhlarımızı zehirledi, dünyayı nefret duvarıyla çevirdi; bizi sefalet ve kan içinde kaz adımı(*) yürüttü. Hızımızı arttırdık ama kendimizi sürekli yokluk içinde hissettiren bolluk makinalarının içine hapsettik.Bilgimiz bizi alaycı yaptı, Zekamız sert ve kaba. Çok düşünüp çok az hissediyoruz: Makinalardan çok insanlığa ihtiyacımız var; Zekadan çok kibarlık ve inceliğe.Bu değerler olmadan yaşam şiddetle dolup yok olacak. Uçak ve radyo bizi birbirimize yakınlaştırdı. Bu icatların doğası içimizdeki iyiliği, evrensel kardeşliği ve hepimizin birliğini müjdeliyor. Şu an bile sesim dünyanın çevresinde milyonlarca insana ulaşıyor. Masum insanların işkence görüp mahkum edilmesine yol açan sistemin milyonlarca umutsuz erkek, kadın ve küçük çocuğu beni dinliyor. Beni duyanlara sesleniyorum: Umutsuzluğa kapılmayın!
  • Üstümüze çöken bu sefalet açgözlülüğün sonucu, insanlığın gelişiminden korkanların berbatlığıdır. İnsanın insana nefreti son bulacak, diktatörler ölecek ve insanlardan aldığı güç yeniden insanlara dönecek; özgürlük bir daha asla yok olmayacaktır. Askerler; kendinizi zalimlere, sizi hor görenlere, köleleştirenlere, sınıflara ayıranlara, ne yapacağınızı, ne düşüneceğinizi, ne söyleyeceğinizi belirleyenlere, içinizi oyanlara, aç bırakanlara, koyun ya da havan topu yerine koyanlara teslim etmeyin! Kendinizi bu yapay insanlara; kalbi ve beyni makinalaşmış insanlara teslim etmeyin! Siz makine değilsiniz. Siz koyun değilsiniz. Siz insansınız! Kalbinizde insanlık aşkı var. Nefret edemezsiniz. Sadece sevilmemişler nefret edebilir. Sadece sevilmemiş ve yapay insanlar nefret edebilir. - Charlie Chaplin / The Great Dictator (1940)
  • Siz birşeyi seviyorsunuz diye, onun da sizi sevmesi gerekmez.  Sevgiye karşılık koyarsak bir adımda nefrete dönüşebilir.
  • Nefretten olumlu bir sonuç çıkartmak mümkün değildir.

Yorumlar

  1. Merhaba zihnimin kıvrımları 6.bölümü izlerken not almaktan yoruldum. Sayenizde huzur içinde rahat rahat diniyorum. Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar